dost63

30/10/2007 - SAHABELERİN NAMAZI

               SAHABELERİN NAMAZI
"Ashab-ı Kiram (Allah onlardan razı olsun),

sabaha girdikler zaman saçları dağınık,

renkleri sararmış bir şekilde bulunurlardı.

Geceyi secde edici, rükû edici olarak geçirirlerdi.

Bazen uzun müddet kıyamda kalırlar, bazen de uzun müddet secdeye kapanırlardı.

Aziz ve Celil olan Allah'ı andıkları zaman,

rüzgarlı bir günde ağaç sallanır gibi sallanırlar;

gözlerinden, elbiselerini ıslatıncaya ve yerde

abdest suyu ölçüsünde eser bırakıncaya kadar yaş boşanırdı.

Sabah olunca yüzlerine yağ sürerler, gözlerine sürme çekerler;

halk içinde sanki geceyi hep uykuyla geçirmiş gibi çıkarlardı.
Sahabe-i Kiram, namaza durdukları zaman kendilerini

Allah korkusu ve azameti kaplardı.

Hazret-i Hasan -radıyallahü anh-, abdest alırken rengi değişirdi. Biri:
"-Niye böyle oluyorsun?" diye sorunca

Hazret-i Hasan -radıyallahü anh-:
"Azametli, mutlak kudret sahibi,

 her istediğini derhal yapan

bir sultanın huzuruna dikilme zamanı gelmiştir.

*Hz. Ali (r.a)'nin savaşta vücuduna

saplanan okun namaz kılarken çıkarılması olayı meşhurdur.

Nitekim bir keresinde baldırına bir ok saplanmıştı.

Çıkarmak için uğraşılmış da çıkarılamamıştı,çok acı veri veriyordu.

Hz. Ali'inin namaza durmasına ve okun,bu ara da

çıkarılmasına karar verildi.

Nafile Namaz kılmaya başlayan Hz. Ali secdeye kapanınca,

oku kuvvetle çektiler ve çıkardılar.

Namazı bitirince etrafına bakınarak "oku çıkardınız mı?" diye soran

Hz. Ali'ye Oradakiler çoktan çıkardık dediler.
Hazret-i Ebû Bekir -radıyallahü anh-

namazını hûşu ve kalp huzuru ile kılardı.

Öyle ki namazda duruşları esnasında adeta bir cansız direk gibiydi.

Mücahit -radıyallahü anh-,

Hazret-i Ebû Bekir ve Abdullah bin Zübeyir -radıyallahü anhüma-'nın

namaz kılışlarını şöyle anlatıyor:
"Onlar namaz kılarken, sanki bir direk gibi hareketsiz dururlardı."
Misver b. Mahreme diyor ki:
Ömer bin Hattab hançerlendikten sonra yanına geldim. Oradakilere:
"-Durumu nasıl?" dedim. "-Gördüğün gibi." diye cevap verdiler.
"Namazı hatırlatarak onu uyandırın namazdan

daha önemli dahi olsa,

başka bir şeyi hatırlatarak onu uyandıramazsınız."dedim.
"-Ey müminlerin emiri! Namaz vakti geldi."dediler.
"-Ha! Peki kalkayım."dedi.
İslam'da namazı terk edenin durumunu düşündü.

Yarasından kan aka aka namazını kıldı.

(Teberani, Hayatü's sahabe)
Hz Osman -radıyallahü anh-

bir suikast sonucu hançerle yaralandıktan sonra ,

 sürekli kan kaybetmeye başladı. Ve komaya girdi.

 Bu durumda dahi namaz vakti geldiği söylenince

kendine gelmiş namazını kılmış ve şöyle demişti:
"-Namazı terk edenin İslam'da yeri yoktur."
Hz Osman -radıyallahü anh-

bütün geceyi uyanık geçirir ve bir rekatta tüm,

Kur'an'ı kerimi hatmettiği olurdu.

Hz. Ali -radıyallahü anh-'ın namaz vakti gelince,

vücudu titremeye başlar ve yüzü sararırdı.

Sebebini soranlara şöyle derdi:
"Yerle göğün kaldıramadığı,

dağların taşımaktan aciz kaldığı bir emaneti

eda etme zamanı gelmiştir.

 Onu kusursuz olarak yapabilecek miyim,

yapamayacak mıyım bilemiyorum.
Sâbit -radıyallahü anh- diyor ki:
"Zübeyir oğlu Abdullah namaz kılarken,

sanki ayakta dikili bir ağaç gibi dururdu.

Kendini namaza öyle verirdi."
Başka bir Zât şöyle diyor:
İbn-i Zübeyir secdeyi öyle uzun ve hareketsiz yapardı ki,

 kuşlar gelir, omzuna konardı. Bazen de öyle rükû ederdi ki,

bütün gece rükû ile geçerdi. Bazen de secdeyi uzatır,

bütün geceyi secde ile geçirirdi.
İbn-i Zübeyir Hazretleri, yapılan bir saldırıda evde namaz kılıyordu.

 Atılan şey mescidin kapısına çarptı.

Duvardan sıçrayan bir parça da İbn-i Zübeyir -radıyallahü anh- 'ın

 boğazı ile sakalı arasına çarptı.

Buna rağmen o, ne namazını bozdu, ne rükû ve secdesini kısalttı.

Bir keresinde namaz kılarken, Haşim isimli oğlu yanında yatıyordu.

Tavandan bir yılan atıldı, oğluna sarıldı. Çocuk feryat etmeye başladı.

 Ev halkı yetiştiler bir gürültü koptu, yılanı öldürdüler.

 İbn-i Zübeyir namazını sükûnetle kılmaya devam etti.

 Selam verdikten sonra :
"-Gürültüye benzer bir şey işittim, neydi o?" buyurdu. Hanımı:
"-Allah sana acısın! Çocuğun ölüyordu. Senin haberin olmadı mı?" dedi.
Buna karşılık İbn-i Zübeyir Hazretleri şöyle cevap verdi:

 "-Allah hayrını versin! Eğer namazda başka bir şeyle ilgilenseydim,

namaz nerede kalırdı?"
* Bir sabah erkenden O büyük imanlı

Sahâbînin zincirlerini çözüp, zindandan çıkardılar.

Mekke dışında Ten'im denilen yere götürdüler.

Çünkü bütün mel'anetlerini, orada yapmayı âdet edinmişlerdi.
Bu iki Allah ve Resûlullah dostu ise, heyecanlı değildiler.

Yolda karşılaşıp görüşen bu iki Sahâbî kucaklaşarak,

birbirlerine uğradıkları belâya sabretmelerini tavsiye ettiler.

Az sonra bir müşrik bağırdı:
-Ey Hubeyb! Sen bizim babamızı, Hâris bin Âmir'i öldürdün.

Bugün onun intikamını senden alacağız.

Ölmeden önce bir isteğin var mı?
Hubeyb bin Adiy gâyet sâkin, şunları söyledi:
Yaşatan ve öldüren ve öldükten sonra gene diriltecek olan,

 yalnız Cenâb-ı Allahtır.. O'na binlerce hamd olsun.
Darağacında namaz Müşrikler hayretle tekrar sordular:
_Ölmeden önce son bir arzun yok mudur?

_Beni bırakınız iki rekât namaz kılayım...

_Kıl orada.
Elleri ve ayakları çözülen Hz. Hubeyb, hemen namaza durup,

büyük bir sükûnet içinde huşu' ile iki rekât namaz kıldı.

Cenabı Hakka son dualarını yaptı.
Toplanan müşrikler, kadınlar, çocuklar heyecanla onu seyrediyorlardı.

Namazını bitirdikten sonra
-Vallahi eğer ölümden korkarak ,

namazı uzattığımı zannetmeyecek olsaydınız,

namazı uzatırdım ve daha çok kılardım, dedi.
Böylece idam edilirken iki rekât namazı ilk kılan,

âdet ve sünnet olmasına sebep olan Hubeyb bin Adiy'dir.

Peygamber efendimiz, onun idam edilirken,

iki rekât namaz kıldığını işitince ,

bu hareketini yerinde ve uygun bulmuştur.

Kaynak: Osman ERSAN,

Gözümün Nûru Namaz,

Erkam Yayınları

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2008-08-30 23:22:35 - Selam

Yorum yazarı: fuadyusufoglu
Sevgili kardeşlerim…Sevgili yeğenlerim…
On bir ayın Sultanı olan Ramazan-i Şerif ayımız;
Bizlere, sizlere ve bütün insanlığa hayırlar ve bereketler getirmesini Yüce Rabbımdan niyaz ediyorum…
Hayırlı olsun…
Kutlu olsun…
Ve inşallah, Bizden ayrılırkan da MUTLU OLSUN… Amin…
Sevgilerimle…
Fuad Yusufoğlu
Bağlantı

2008-05-09 13:17:10 - s.a

Yorum yazarı: vahdetfm
hayırlı cumalar..radyomuza buyurursanız bizi çok mutlu edersiniz..selam ve dua ile..
Bağlantı

2008-04-29 12:04:46 - selam

Yorum yazarı: ravend
http://ravend.blogcu.com



Bankada bir hesap sahibi olduğunu düşün, hesabına her sabah 86.400 dolar para yatırılıyor, fakat bu paranın hepsini akşama kadar harcamak zorundasın, ertesi güne transfer edilemez. Paranı kullansan da kullanmasan da hesap her akşam sıfırlanıyor. Ne yaparsın? Tabii ki hepsini harcamaya çalışırsın; Hepimiz, Zaman adlı bu bankanın müşterileriyiz;
Her sabah 86.400 saniyeye sahip oluyoruz; yarına transfer edilemez, Her sabah hesabımız dolar, her akşam boşalır. Geri dönüş yok, saniyelerini şu anı yaşayarak harca, en iyisi bunlarla yatırım yap.
Mutluluk, sağlık ve başarı için. Zaman kaçıyor. Her gün için en iyisini yap.
Bir senenin değerini anlamak için sınıfta kalmış bir öğrenciye sor.
Bir ayın değerini anlamak için, 8 aylık bir bebek doğuran anneye sor.
Bir haftanın değerini anlamak için, haftalık dergi çıkaran bir çilekeşe,
Bir saatin değerini anlamak için, kavuşmayı bekleyen sevgililere sor.
Bir dakikanın değerini anlamak için, trenin kaçıran yolcuya sor.
Bir saniyenin değerini anlamak için, bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.
Bir saniyenin yüzde birinin değerini anlamak için olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan koşucuya sor.
Her anını değerlendir, her dakikanı çok özel biriyle paylaş. Zamanına ortak edebileceğin kadar özel biriyle.
Unutma! Zaman hiç kimse için durmaz. Geçmiş zaman tarihtir. Gelecek zaman sırlar, mechullerle dolu.
Sadece şu an sana verilen gerçek bir armağandır.
Bu hafta dostluk haftası olsun. Arkadaşlar bulunmaz mücevherlerdir. Bizi üzerler, cesaretlendirirler ve zaman zaman avuturlar. Kalplerini bize açarlar. Arkadaşlarına, onları sevdiğini göster.
Bu mesajı bana ve herkese gönder, cevap alırsan bütün hayatın için bir dostun bulunduğunu anlarsın.
Onlara ne kadar çok ihtiyacın olduğunu ve senin için ne kadar önemli olduklarını dikkatle denersen görürsün....
Bağlantı

2008-03-23 20:09:36 - s.a

Yorum yazarı: destebasi
Ey kardeşler gelin Hakk'a bugün devran bizim oldu
Koşun aşka koşun aşka bugün devran bizim oldu
Bela aşktır deva aşktır güzel cana seza aşktır,
Ol canana dua aşktır bugün devran bizim oldu
Ağyar seven gülmez imiş aşka eren ölmez imiş
Yardan gayri bilmez imiş bugün devran bizim oldu
Ol dost için ikrar verdik kulluğunda karar kıldık
Aşk ülkesinde yakıldık bugün devran bizim oldu
Bir mürşide ikrar vardır bir özge hayata erdik
Hoş kokulu güller derdik bugün devran bizim oldu

Günleriniz hayırlı ömrünüz bereketli olsun
Bağlantı

2008-03-13 22:18:23 - cumanız mübarek olsun

Yorum yazarı: destebasi
Hz. Ebû Bekir (r.a.)'in tavsiyeleri
Kendisine bu fazîlete nasıl erdiği sorulduğunda verdiği cevap, tasavvufî telakkîdeki ruhî yükseliş,
ahlakî olgunluk ve manevî kemale erişin esaslarını oluşturmaktadır. Buyurur ki:
- Bu fazîlete beş şeyle erdim:
1. İnsanları iki grup olarak gördüm. Bunlardan bir grubu talib-i dünyadır; dünyanın peşinden koşmaktadır.
Bir grubu da talib-i ukbadır; ahiret endişesi taşımaktadır. Ben ise ne talib-i dünya, ne de talib-i ukba oldum.
Talib-i Mevla olmayı tercih ettim. Rabbımın rızasına ermeyi herşeyin üstünde tuttum.
2. Müslüman olduğum günden beri ma'rifet-i ilahiyye ile meşguliyetin ve onun bana verdiği hazz sebebiyle
dünya nimetlerine meyletmedim ve doyasıya yemek yemedim.
3. Yüce yaratıcımın muhabbetinin bana verdiği manevî zevk sebebiyle, ateş-i aşk hararetini
söndürmemek için kanasıya su içmedim.
4. Dünya ameliyle ahiret ameli karşılaştığında daima ahiret amelini dünya ameline tercih ettim.
5. Rasülullah (s.a.)'in sohbetine çok sıkı bir şekilde devam ettim. Daima O' nunla birlikte bulunmaya gayret ettim.
Hicrette arkadaşı, mağarada yoldaşı ve daima sırdaşı oldum.

Vakt-i şerif, Cuma, ömür ve şahsiyetlerimiz,
ahir ve akibet, zahir ve batınlarımız hayrola,
Aşkullah, Muhabbettullah, Marifetullah,
Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola efendim

sağlıcakla kalınız efendim.
Bağlantı

2008-03-12 23:43:08 - tesbih

Yorum yazarı: azadgulu
Derviş, bir kucak elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rast gelmiş bozkır sıcağında.
Yorgunluktan al almış kızın yanakları.
"Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?" diye sormuş.

Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız.
"Sevdiğim çalışıyor orada.
Ona elma götürüyorum."

Kaç tane diye soruvermiş derviş .

Kız şaşkın; "İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?"

Usulca kırmış elindeki tesbihi derviş…
Bağlantı

2008-02-27 22:48:57 - MEHMETÇİĞE DUA

Yorum yazarı: azadgulu
Ya Rab..

Şu An Anasından Babasından Kardeşinden Sevdiğinden Yavrusundan Çok Uzakta Olan
Vatan İçin Bayrak İçin Namus İçin Canını Ortaya Koyan Gövdesini Siper Eden Şanlı Kahraman Mehmetçiklerimizin Dertlerine Derman Kalplerine Ferman Ol
Allah'ım Çıktıkları Bu Kutsal Seferde Onlara ZaferLer Nasip Eyle
Onlara Öyle Bir Güç Verki Yarab -30 Derece Soğuk Onları Üşütmesin
Yürüdükleri Kilometrelerce Yol Yorgunluk Vermesin
Kalpleri yumuşacık Gönülleri Sıcacık Olsun Sağ Salim Dönebilmelerini Nasip Eyle Ya Rabbi..

AMİN
Bağlantı

Hakkımda

din,kültüre önem veren

Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS

    Kategoriler

      Arkadaşlarım

    • ahsennur
    • adayolu
    • annelerimiz
    • fuadyusufoglu
    • hizmetnimettir
    • benyako
    • 1incitanem
    • azadgulu
    • canipek
    • sohbetsevenler
    • murat destebaşı

      Reklam

    • Kayıt: - Toplam:
      | Sonraki Sayfa